Ditib Idstein

Direkt zum Seiteninhalt

Hauptmenü

Dinimizde Ahlak

Dinimiz

Islâm Dini kadar güzel ahlaka önem veren bir baska din veya düsünce sistemi göstermek mümkün degildir. Öyleki Peygamber Efendimiz "Islâm, güzel ahlâktir" buyurmustur. Hz. Peygamberin güzel ahlâka tesvik eden bir çok güzel sözü vardir.

"Mü’minlerin îmanca en kamil olani, ahlâkI en güzel olanidir" "Içinizden en çok sevdiklerim ve kiyamet gününde bana en yakin olanlariniz, ahlaki en güzel olanlarinizdir" hadisleri bunlardan sadece ikisidir. Kur’an-i Kerim’de adalet, ahde vefa, affetme, alçak gönüllülük, ana-babaya itaat, sevgi, kardeslik, baris, güvenirlilik, dogruluk, birlik, beraberlik, iyilik, ihsan, iffet, cömertlik, merhamet, müsamaha, tatli dilli olma, güler yüzlülük, temiz kalplilik gibi güzel ahlâki hasletlere tesvik eden ve zulüm, haksizlik, riya, haset, giybet, çirkin sözlülük, asik suratlilik, cimrilik, bencillik, kiskançlik, kibir, kin, kötü zan, israf, bozgunculuk... gibi kötü hasletlerden nehyeden pek çok âyetin yer almasi, Kur’an’da ahlaka ne kadar önem verildiginin bir göstergesidir.

Peygamber Efendimizin güzel ahlaka tesvik eden ve kötü hasletlerden nehyeden hadisleri ise neredeyse bir kitap olusturacak kadardir. O sadece bu sözleri söylemekle kalmamis, güzel ahlaki bizzat yasayarak insanlara örnek olmus ve ögretmistir.

Bu yüzden O’nun ahlaki, Islâm ahlakinin en güzel tatbikatini olusturmaktadir. Iste bu sebeple burada peygamberimiz Hz. Muhammed’in güzel ahlakindan az da olsa sözetmek istiyoruz(*). Çünkü O gerçekten en güzel örnektir:

Peygamber Efendimiz güler yüzlü, nazik tabiatli, ince ve hassas ruhlu idi. Kati yürekli, sert ve kirici degildi. Agzindan sert ve kaba hiçbir söz çikmazdi. Baskalarini tenkit etmez, kimsenin ayibini yüzüne vurmazdi. Yanlis ve hoslanmadigi bir davranis görürse "içinizden bazi kimseler, söyle söyle yapiyorlar..." Seklinde, bu davranislari yapanlarin kim olduklarini belli etmeden ve hiç kimseyi kirmadan yanlisi ve hatalari düzeltirdi. Kimsenin sözünü kesmez, konusmasi bitinceye kadar dinlerdi. Tartismayi sevmez, sözügereginden çok uzatmazdi. Kendini ilgilendirmeyen seylerle mesgul olmaz, kimsenin gizli hallerini arastirmazdi. Allah’a hürmetsizlik olmadikça, sahsina yapilan kötülükleri, ne kadar büyük olursa olsun, bagislar, eline imkan geçince öç almayi düsünmezdi.

Son derece iffet ve haya sahibiydi. Bütün insanlari esit tutar, zengin fakir, efendi-köle, büyük-küçük ayrimi yapmazdi. Her bakimdan kendisine güvenilirdi. Verdigi sözü mutlaka zamaninda yerine getirirdi. Dürüstlükten ayrildigi, saka bile olsa yalan söyledigi hiç görülmemistir. Bu yüzden O’na henüz peygamberlik verilmeden önce "Muhammed’ül-Emin" denilmisti. Nitekim Peygamberligini haber verdigi zaman, iman etmeyenler bile O’na "yalanci, yalan söylüyor" diyememistir. En yakin akrabalarini safa tepesinde toplayip onlari Islâm’a davet için, "Size su dagin arkasinda düsman atlilarinin bulundugunu söylesem, bana inanirmisiniz?" dedigi zaman: "Hepimiz inaniriz. Çünkü sen yalan söylemezsin" diye cevap vermislerdi. Kendisi böyle oldugu gibi, herkesin dürüst olmasini isterdi. "Dogruluktan ayrilmayiniz, çünkü dogruluk, iyilik ve hayra götürür. Iyilik ve hayir da, kisiyi Cennete ulastirir. Kisi dogru söyleyip dogrulugu aradikça, Allah katinda siddiklar zümresine yazilir. Yalan sözden ve yalanciliktan sakininiz; Çünkü yalan insani kötülüge sevkeder. Kötülük de kisiyi Cehennem’e götürür. Insan yalan söylemege ve yalan aramaga devam ede ede, Allah katinda nihayet yalancilardan yazilir" buyurmustur.

Rasûlüllah (s.a.v.) insanlarin en cömerdi ve en kerimiydi. Eline gecen her seyi muhtaçlara dagitir, kimseyi eli bos çevirmezdi. (*)

Peygamberimizin ahlakini özetleyen bu kisim. Kismî tasarruflarla Irfan YÜCEL’in "Peygamberimizin Hayati" adli eserinden iktibas edilmistir. Son derece mütevâzi ve alçak gönüllü idi. Bir topluluga geldiginde, kendisi için ayaga kalkilmasini istemez, nereyi bos bulursa, oraya otururdu. Arkadaslari arasinda otururken ayaklarini uzatmazdi. Arkadaslari her isini yapmayi kendileri için seref ve cana minnet saydiklari halde, bütün islerini kendi görür, ev islerinde hanimlarina yardim ederdi. Methedilmesini ve asiri hürmet gösterilmesini istemezdi. Fakir kimselerle düsüp kalkmaktan, yoksullarin, dullarin, kimsesizlerin islerini görmekten zevk alirdi. Buldugunu yer, buldugunu giyer, hiç bir seyi begenmemezlik etmezdi. Yiyecek bir sey bulamayinca, aç yattigi da olurdu.

Bütün islerini tam bir düzen ve nizam içinde yapardi. Namaz ve ibadet vakitleri, uyku ve istirahat için ayirdigi saatler, misafir ve ziyaretçilerini kabul edecegi hep belliydi. Vaktini bosa geçirmez, her ânini faydali bir isle degerlendirirdi. "Insanlarin çogu, iki nimetin kiymetini takdirde aldanmislardir: "Sihhat ve bos vakit", buyurmustur.

Insani en yakindan taniyan, onun iç yüzünü ve bütün gizli hallerini en iyi bilen, süphe yok ki esidir. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) ilk vahiyden sonra gördüklerini anlattigi zaman esi Hz. Hatice:

"Allah’a yemin ederim ki, Cenâb-i Hak hiç bir vakit seni utandirmaz. Çünkü sen akrabani gözetirsin, isini görmekten aciz kimselerin agirliklarini yüklenirsin, fakire verir, kimsenin kazandiramayacagini kazandirirsin. Müsafiri agirlarsin, Hak yolunda herkese yardim edersin..." diyerek O’nun peygamberligini hemen kabul etmis, en küçük tereddüt göstermemistir.

Çocuklugundan itibaren Medine’de 10 yil hizmetinde bulunan Hz. Enes: "Rasûlüllah (s.a.v)’e 10 yil hizmet ettim. Bir kere bile cani sikilip, öf, niçin böyle yaptin, neden sunu yapmadin, diye beni azarlamadi" demistir.

Peygamber Efendimizin bizzat yasayarak, uygulayarak çizdigi bu ahlaki tablo, hiç süphesiz Islâm ahlâki hakkinda bir fikir vermektedir.

*Kendisi için istedigini baskasi için de istemek, kendisi için arzulamadigini baskalari için de arzulamamak,

*Oldugu gibi görünmek ya da göründügü gibi olmak,

*Küçüklere sevgi büyüklere saygi,

*Affetmek, hosgörülü davranmak, baskalarinin kusurlarini arastirmamak,

*Öfkeye hakim olmak,

*Sözünde durmak, ahde vefa göstermek,

*Dogruluk ve dürüstlükten zerrece taviz vermemek,

*Güvenilir olmak,

*Kibirden gururdan sakinmak mütevazî olmak,

*Cimrilikten, tamahtan uzak durmak,cömert olmak,

*Her hususta sabirli olmak,

*Asla adaletten ayrilmamak,

*Maddi ve manevi temizlige riayet etmek,

*Allah’in kendisine verdigi sagligina ve sihhatine çok dikkat etmek,

*Bos vakitlerini hayirli islerde degerlendirmek,

Ve benzeri yüzlerce muazzam ahlâkî prensibe özenle yer veren Islâm ahlakini her yönüyle tanimak için bu konuyu genis olarak inceleyen eserlere müracaat etmek gerekmektedir.



Zurück zum Seiteninhalt | Zurück zum Hauptmenü